reklam

reklam

reklam

reklam

reklam

reklam

reklam

reklam

SON DAKİKA

reklam
Kahramanmaraş Haber Merkezi
reklam
MEHMET MORTAŞ

DÜNYA PENCERESİNDEN ALİ TURAN BAKTI GEÇTİ!

DÜNYA PENCERESİNDEN ALİ TURAN BAKTI GEÇTİ!
Bu haber 22 Ocak 2017 - 12:15 'de eklendi ve kez görüntülendi.
reklam

(Doğ. 1971-Öl. 2016)

Sular hep aktı geçti

Kurudu vakti geçti

Nice han, nice sultan

Tahtı bıraktı geçti

Dünya bir penceredir

Her gelen baktı geçti

Yunus Emre

 

Yüreğimizin mevsimlerinin baharda sonbaharda kimi zaman suskun kimi zaman Binboğaların rüzgârı gibi esen saatlerden rengi olmayan zamanlardan geçti. Yüreğimizin en ulaşılmaz yerinde yaralar açan sevdalardan geçtik, sevda türküleri söyledik ceviz ağacının yüzümüze vuran serinliğinde, kuşları kovaladık kuş yüreği içimizde yuva kurarken. Kitaplar yoldaşımız oldu, dergiler arkadaşımız, düşüncelerle savrulduk sorguladık akla uygun olmayan kelimelerin dünyasını ve bu dünyada bir düş bir gölge gibi sessizce fakat vakur bir şekilde Ali Turan Dünyaya baktı geçti.

Gençlik yıllarımızdı çocukluk ruhumuz kuş renginde hareket eder dünyayı hayatı tanımaya ve hayatın bomboş olmadığını ve bu hayatta bizimde bir yerimizin olması gerektiğini hisseder bu nedenle kitaplardan ayrı kalmazdık. Afşin’de arkadaşlarla gerek sanat edebiyat gerekse kültür ve ideoloji gençlik yıllarımızın ayrılmaz bir unsuru olarak hayatımızı devam ettirirdik. Özellikle İktibas Dergisi elden ele dolaşır yeni bir bilgi kavram öğrenmenin heyecanıyla okurduk. Kitaplara açtık ve bu açlığımızı gidermek için bir araya gelir kitapların dehşetengiz dünyasına girer tekrar geri dönmeye çalışırdık. Teknoloji daha bizi esir almamış, aklımızı ve ruhumuzu dumura uğratmamış, mevsimlerle dostluğumuz bozulmamış, yaz ayları sıcak yüzünü bahçelerde gösterir, kış ayları soğuğunu iliklerimize kadar iletirdi. Özellikle Şiir sanat edebiyat özel ilgimiz vardı şiirler yazdık ele avuca sığmaz, denemelerin dünyasına girdik öykülerde yaşadık. Ali Turan hiç birine yabancı değildi ve bir yetenek olarak kendini belli etmişti. Kültürel eksikliklerini giderme yanında sanat edebiyatın şiirin kalb işi olduğunu kalbe yazılması gerektiğini o zamanlar kavramış şiirleri ve yazılarıyla parlamaya başlamıştı. 1989-1990 yıllarda ve daha önceleri Özellikle yeşil Afşin Gazetesinde sanat edebiyat eki olarak çıkan Bengisu, Genç Kalemşörler, Mefkûre sayfasında faal olarak bulunmuş deneme şiirle kendini fark ettirmiş Afşin’in kültür, sanat edebiyat nabzını çok iyi tutmuştu. Yeşil Afşin Matbaasına günlerce gider gelirdik fakat Ali Turan sanat edebiyat sayfasını en ince ayrıntısına kadar gözden geçirir, yazıların sıradan olmamasına dikkat eder ve sayfanın belli bir seviyede olmasını isterdi. Kısa zamanda Afşin gibi küçük bir yerde mahalli bir gazetenin sanat edebiyat sayfası dikkat çekmiş şu anda Türkiye’de isim yapmış şair yazarlar şiir ve yazılarını göndermeye başlamıştı. İktibas dergisi ve diğer sanat edebiyat dergilerini takip eder, kelimelerin dünyasından kendi iç dünyasına doğru yolculuğa çıkar cümleleri, sözcükleri kalbinde demler ve nasıl denizin içinde ne varsa kıyıya o vurur Ali Turanın kalbinde olanlarda yazıya dökülürdü. Her yazdığı şiir ve denemede kelimeler sanki canlanır kanatlanır etrafımızda Afşin’e has o yaz serinliği gibi yüzümüzü yalayarak gider tatlı bir serinlik bırakırdı. Sanat edebiyat sayfasını beraber çıkardığımız zamanlar özellikle Bengisu sanat edebiyat sayfasını günlerce matbaanın o kendine has kokusunu soluyarak kelimelerin tek tek üzerinde dururdu. Yerelden küresele kadar dünyayı takip eder o zamanda dahi en ufak haksızlığa adaletsizliğe boyun eğmez fakat o naif duruşunu hiçbir zamanda bırakmazdı. Özellikle 1985-1995 tarihleri arasında Rus edebiyatından batı klasikleri, doğu klasiklerine Afşin gibi küçük yerel bir yerde hatta yabancı edebiyat kitapların okunmaması gerektiği düşüncesinin aksine bütün edebi eserleri takip etmenin gerektiğini düşünürdü. 1992 yıllarında İzmir’de çıkmakta olan harman dergisindeki Köy Yazıları çok büyük ilgi çekmiş kaleminin ne kadar güçlü olduğu ve dünya edebiyatına hiçte yabancı olmadığı bu yazıdan daha iyi anlaşılmıştı.

“Meşenin yanı başına düşmüş artık yazıları okunamayacak kadar eskimiş bir Rus devinin kitabı vardır. Tıpkı kitap gibi ömrü perişanlık içerisinde geçmiş olan Gorki pala bıyıklarıyla sadece gülümser size. Hemen yanında “Silahsız Savaşçı” vardır. Beyaz entarili cılız ama zarif yapısıyla gözlüklerinin altından acıyla bize bakarak ben de buradayım der Gandhi.

-KöyYazıları-

-Harman Dergisi 1992-

 

Ali Turan Afşin’e hep özlem duymuş çocukluğu ve gençliği Afşin’de geçmiştir. Özellikle evlerinin arkasında büyük bir ceviz ağacı vardı gölgesi altında oturur Yaz’ın sıcakları ceviz ağacının gölgesinin içinde kendini serinliğe bırakırdı. Sanki ağacın üzerinde kelimeler asılıydı çayın buğusu çocukluk ruhumuzu alır götürürdü Mehmet Turan bir yanımızda. Şiirler fısıldardık birbirimize elma, armut, kiraz ağaçları bahçede nazlı nazlı sallanır ayrı bir tat verirdi Şiirimde şöyle bahsetmiştim

ceviz ağacı gölgesi içerdik en çok demlendiğimiz saatlerde

şiirler demet demet akardı toprak kokardı

herkesin bir hikayesi vardı dolaşırdı bahar yıldızı gibi

afacan yüreğimizden

kuşların gözlerine fışkırırdı çiçekler

mehmet mortaş

Ceviz ağacını terk etmenin gurbete gitmenin zorlukları ve eski çocukluk günlerini özlem ile dile getirir Ali Turan. Yeniden başlamak dönmek ister çocukluğuna özellikle ceviz ağacının gölgesinde yüzlerce kez öldüğü bilinmeden.

Seni terk edişlerim

İlk ihanetiydi gençliğimin

Şimdi bir ceviz ağacı gölgesinde

Yeniden başlamalı çocukluğum

Yüzlerce kez öldüğüm bilinmeden.

29 Mart 2016

 

Ve her Afşin’den gurbete gidişinde içi sızlar burukluk çöker üstüne

Ne vakit sevmişim seni bu kadar

Her gidiş’te Can’ım acıyor

21 Mart 2016 Afşin

Elveda bağ bozumu

İğdelioğlu

Datçaburnu

Elveda koyundaş

Ve guz bahçe..

Bütün çocuklar zeytin ve defnedir

Hüseyin ve Fehmi gibi

21 Mart 2016 Afşin

 

Sanat edebiyatın hep içinde oldu ve sadece edebiyatla insanın iç konuşmalarının dışa vurumu olabileceğini ve Dil ve Vicdan deneme yazısında bunun ismine de iç konferans ismini vermiştir.

“Dil ve Vicdan

Belki de en iyi anlaşma biçimi buydu: iç konferans. Çünkü iki insan arasındaki konuşma her zaman hakikatten kopuktur. İnsan konuşmaya başladığı andan itibaren hakikat kapıları kapanır, bilinç, dayatmaların, kuralların, maslahatların emrine girer. Çünkü kimse o an saf kendisi değildir, pek çok şeyi hesap ederek konuşur, konuşma uzadıkça insan kendinden uzaklaşır, yabancılaşır. Söyledikleri aslında söylemek istedikleri değildir. Dil, iki kişi arasındaki hakikati ortaya çıkaramaz, anlama getiremez, aksine anlamı boşluğa düşürür. Bu yüzden konuştukça, söyleyemediklerimizi daha net görür, aslında konuştuklarımızın söylemek istediklerimizden az ve farklı olduğuna tanıklık ederiz. Oysa bu anlar hakikatin kendisidir. Bu nedenle dudaklar kapandığında iç ses hakikati dile getirmeye başlar.
İç konferansta sözcükler dile gelmeseler bile zihinde söylendiği şekliyle dizilir, hatta ondan daha serbest ve samimi duyguları, düşünceleri yansıtır. Virgüller, ünlemler, noktalar anlamını yitirir, bir akış ritmine uyarak zihinde çağlarlar. Çünkü insan konuşmasa bile zihin tüm yaşananlarla dopdolu olur ve sessizlik anı bir anlamda ortamın en konuşkan anı olur. Sessizlikte herkes aynı anda konuşabilir ve sansürlü, kısa konuşmadan çok uzun, sahih konuşmalar yapabilir. İki kişi arasında geçecek olan ama son anda vazgeçilerek buruşturulup bilinçaltının çöp sepetine atılacak olan pek çok duygu aslında tam da hakikati ortaya çıkarır. Edebiyat bu yüzden vardır ve bu iç konuşmayı dışarı verir”
13 Kasım 2016 Şarkışla/Sivas

 

Ali Turan Kuranın anlaşılması, Kuranın hiçbir zümrenin kişinin tekelinde olamayacağını her zaman her şartta söylemiş, akli ve kalbi bir bakış açısı ile tevhidi dünya görüşünden hiçbir zaman taviz vermemiş dinin yerini almış hurafeler ülkesine karşı büyük mücadeleler vermiştir. Hurafeler ve mitolojik din destanlarını bir kenara bırakarak hayatın tamda kalbinden can alıcı yerinden örnekler sunmuştur. Özellikle Kuranın hayat kitabı olduğunu, efsanelerle boyanmış bir kültür, hurafelerle önü kapanmış bir din anlayışının aksine Kuranla direk muhatap olması gerektiğini ve bununla ilgili birçok çalışması vardır. İnsanların anlamayız ulaşamayız algısının aksine kelimeleri enine boyuna inceler ve kelimeyi hayatın gerçekleri ile yüzleştirir işte Kuranın bize vermek istediği bu derdi. Hayatın gerçekleri ve Kuranın anlaşılması üzerinde sıkça durmuş, Kuranı hayatın merkezine indirmeye bu istikamette anlaşılması gerektiği üzerinde mücadele etmiştir. Musa Kıssasına farklı bir yorum katmış birde buradan bakın demiştir.

“İki denizin kesiştiği yer…. Genç bir adamın aydınlıkları arama çabası , yeni fikirleri tanıma ve aydınlanma süreci , tıpkı mağaralardan aydınlığa çıkış gibi …….. Ama gerçeğin , aydınlığın , ışığın , hakikatin peşini hiç ama hiç bırakmayacağım

Ey Muhammed! Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim. Kehf 60”  10 Kasım 2016 Şarkışla/Sivas

 

Cahiliye ile ilgili farklı bir bakış açısı sunmuş bizim cahiliye algısına yeni bir bakış açısı yeni bir anlam getirmiş hiçte bizim bildiğimiz gibi olmadığını göstermiştir.

Cahiliye okuma yazma bilmemezlik değildir, kuralsızlık, kanunsuzluk, başıboşlukta demek değildir. Cahiliye güçlünün zayıfı ezdiği, haklının değil, efendinin sözünün geçtiği, insan hak ve onuru ile değil , köle,cariye, hür diye kategorize edildiği,hukukun üstünlüğünün değil bir zümrenin söz sahibi olup karar verdiği, emeğin değil, sömürünün esas alındığı,hakka değil zanna tabi olunan bir düzenin ismidir.

” Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar?(maide 50)” 7 Kasım 2016 Şarkışla/Sivas

 

Yaşadığımız çağa tanıklık etmek gerektiğini hak ve adaleti ancak böyle tesis edeceğimizi belirtmiş hal ve hareketleri ile bu defalarca göstermiştir.

“Yaşadığımız döneme şahitlik yapmamız ve Adaleti ne olursa olsun ayakta tutmamız emrediliyor… Adaleti ayakta tutmak ise; şahit olunan haksızlığa / hukuksuzluğa, zulme karşı mücadele edip Adaleti tesis etmek!

5.8 – Ey inananlar, Allâh için adâletle şâhidlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adâletten saptırmasın. Âdil davranın, takvâya yakışan budur. Allah’tan korkun, kuşkusuz Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır.” 17 Kasım 2016 Şarkışla/Sivas

 

Küresel Düzene sömürüye karşıdır Ali Turan hatta küresel düzeni analiz tahlil edemeyen Dinini tahlil edemeyeceğini ve zalim sömürü düzeni ile mücadele edilmesi gerektiğini bir müslümanın çağın Firavun, Karun, Belamı tanıması gerektiğini bu üçlüyü gerçekler dünyasına koymamız gerektiğini yazılarında dile getirmiştir.

Küresel sömürü düzenini analiz/tahlil edemeyen birisi ; Dinini de analiz / tahlil edemiyor demektir

“Biz istiyoruz ki yeryüzünün ezilenlerini önderler yapalım.  Kasas Suresi-5-

Başlangıçta Kâbil şeklinde zuhur eden egemen sınıf, sonraları gelişerek üç çehreye bürünür. Siyasî çehre, dinî çehre, iktisadî çehre. Bunlar Kur’ân’da üç sembol ile çok güzel ve müşahhas olarak ifade edilirler. Firavun siyasî çehredir, Karun iktisadî çehre, Bel’am Bâur ruhanî çehredir. Her üçü aynı özelliğe sahiptir ve bir müessese de iş yapıyorlar. Biri baskıda bulunuyor, biri sömürüyor diğeri de eşekleştiriyor Bir müslüman çağının Firavun’unu, Kârunu’nu, Belam Bâur’unu tanımadığı sürece ‘uyuyor’ demektir” 1 Kasım 2016 Şarkışla/Sivas

29 Eylül 2016 tarihinde Şarkışla’da yazdığı şiirinde emperyalizme veryansın eder.

geçit yok, isyan var emperyalizme karşı

katlettiğin yetti artık, yetti artık, yetti

geçit yok, isyan var emperyalizme karşı

söndürdüğün ocaklar yetti artık, yetti, yetti

29 Eylül 2016

 

İnsanımızın öğretme peşinde olduğunu öğrenme peşinde olmadığını ve bunu da kinayeli bir şekilde ülkemizde ne çok bilen varmış diye yazılarında belirtir.

“Son Günlerde Herkesin birbirine bir şeyler öğretme çabasında/gayretinde olduğunu görüyorum herkes öğretme peşinde. Ülkemizde ne çok bilen! Varmış. Kimse Öğrenme çabasında değil, öğretme /resul olma peşinde. Eğer bir kişiyi hidayete! erdirirse; karşıdakine önerdiği ancak kendisinin asla yaşayama cesaret edemeyeceği kurallar ile telkinde bulunarak cenneti garanti edeceklerini sanıyorlar. Allah ıslah eylesin ne mutlu öğrenme çabasında olanlara” 3 Kasım 2016 Şarkışla/Sivas

 

Fakirliğin kader olmadığını fakat zenginlerin insanlara Tanrı’dan başka bir şey bırakmadığını özellikle belirtir

“Zenginler, fakirlere Tanrı’dan başka bir şey bırakmadılar.” 16 Kasım 2016 Şarkışla/Sivas

“Fakirlik arttıkça Dindarlık da artıyorsa eğer; orada yaşanan din, Allah’ın dini değildi” 17 Kasım 2016 Şarkışla

 

Kalbi elif gibi duran sözün mihenk halini yeryüzüne indirmeye insanların aklının paslanmış yerlerine bir balyoz gibi vurmaya çalışan, Afşin’in soğuk ve bir o kadarda iliklerimize kadar işleyen fırtınalı olduğu gün gitti bu dünyadan, haksızlığa adaletsizliğe karşı çetin cevizdin ve bir o kadarda merhametli Ali Turan. Amansız bir hastalık yakalamıştı seni fakat dimdik ayaktaydın metanetliydin, Afşin’de kuzey rüzgârının soğuk fırtınalı soğuğuna ne çok göğüs germiştin fakat aldı gitti seni bu dünyadan ölüm. Ölüm sana pek yakışmadı, kelimeler öksüz, sözcükler kimsesiz kaldı Değirmenbaşı, Purluk, Namık kemal Okulunun bahçesi, Armutludede, İğdelioğlu, Datçaburnu, Guzbahçe şimdi yetim bir düş bir hayal gibi geçip gittin bu dünyadan.

Ne hoş bir güzelliği vardır;

Hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin.

Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların,

Onurlu bir yaşamı seçenlerin.

Virginia Woolf

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
maltepe escort alanya escort kartal escort
SON DAKİKA